Şufa davasında ödenecek bedel nelerden oluşmaktadır?

Şufa davasında ödenecek bedel nelerden oluşmaktadır?

ÖZET: Şufa davasında satış bedeli; TMK.734.maddesi uyarınca dava değerinin tapuda gösterilen satış bedeli ile alıcıya düşen tapu giderleri olduğu kabul edilmiştir. Böylece davaların kısa sürede açılıp, sonuçlandırılması  amaçlanmıştır. Bu nedenle de tapuda gösterilen satış bedelinin davada esas alınması gerekmektedir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2009/6-31 Esas, 2009/68 Karar

İçtihadın tam metni; 

  • ÖNALIM HAKKI
  • ÖNALIM HAKKINA DAYALI TAPU İPTALİ VE TESCİL
  • 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 733 ]
  • 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 734 ]
  • 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 743 ]

“İçtihat Metni”

Taraflar arasındaki “

“önalım hakkına dayalı tapu iptali ve tescil”

” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Giresun Sulh Hukuk Mahkemesince mahkemenin görevsizliğine dair verilen 04.02.2008 gün ve 2006/804 E., 2008/133 K. sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 6.Hukuk Dairesinin 23.06.2008 gün ve 2008/5686-8061 sayılı ilamı ile;

(…Dava önalım hakkına dayalı tapu iptal ve tescil istemine ilişkindir. Mahkemece görevsizlik kararı verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Önalım davalarında, görevli mahkemenin belirlenmesinde dava konusu edilen payın tapuda gösterilen satış bedeli ve bu satış sebebiyle davalı tarafından tapuda yapılan harç ve masrafları toplamının esas alınması gerekir.

Olayımızda:davaya ve önalım hakkına konu 1/7 pay 29.9.2004 tarihinde davalıya satılmıştır. Uyuşmazlığın satış tarihi itibariyle 1.1.2002 tarihinde yürürlüğe giren 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu hükümlerine göre çözümlenmesi gerekir. Tapudaki satış bedeli 3.000.YTL olduğuna ve davalı tarafından satımın yapıldığı davacı tarafa bildirilmediğine göre satış tarihi ile dava tarihi olan 11.7.2006 arasındaki sürenin geçmesine kendi eylemiyle sebebiyet verdiğinden, objektif değer esasına göre keşfen belirlenen değer önalım bedeli olarak kabul edilemez. Davacı tarafından 11.7.2006 tarihinde açılan davada, tapudaki satım değerinin dava değeri olarak gösterilmesinde ve davanın sulh hukuk mahkemesinde açılmasında bir usulsüzlük bulunmamaktadır. Mahkemece yapılan keşif sonucu belirlenen değere dayanarak görevsizlik kararı verilmesi doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir…

…) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

TEMYİZ EDEN: Davacı vekili

HUKUK GENEL KURULU KARARI

Hukuk Genel Kurulu’nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre ve özellikle 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi’nde önalım hakkını kullanan kişi satışı öğrendiği günden itibaren bir ay, herhalde sicile şerh verildiği tarihten itibaren 10 sene içinde bu hakkını kullanabilmekte, yani satış tarihi ile dava tarihi arasıda çok uzun bir süre geçebilmekteydi. Bu nedenle gerek 6.Hukuk Dairesi ve gerekse Hukuk Genel Kurulu kararlarında, dava konusu taşınmazın değerinin objektif esasa göre keşfen tespit edilebileceği esası getirilmişti. Ancak; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu yürürlüğe girdikten sonra; TMK.m.733’de diğer paydaşlara noter bildirim yükümlülüğü getirilmiş ve satışın hak sahibine bildirildiği tarihin üzerinden üç ay ve her halde satışın üzerinden iki yıl geçmekle önalım hakkının düşeceği esası getirilmiştir. TMK.734.maddesi uyarınca da dava değerinin tapuda gösterilen satış bedeli ile alıcıya düşen tapu giderleri olduğu kabul edilmiştir. Böylece davaların kısa sürede açılıp, sonuçlandırılması amaçlanmıştır. Bu nedenle de tapuda gösterilen satış bedelinin esas alınması gerekmektedir. Ayrıca tapuda işlem yapan davalının kendi eyleminin geçersiz olduğuna dayanması mümkün değildir. Hukuk Genel Kurulu’nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.

S O N U Ç : Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında ve yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı HUMK.nun 429.maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine 11.02.2009 gününde, oybirliği ile karar verildi.

 

Not: Karar Yargıtay Sitesinden alınmıştır.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*